subSPACE ile Tanış

avesta | CULTURE binasına girdiğinizde sizi bodrum katta bir kütüphane karşılar. Hemen yanında, bir basamak aşağıda ise başka bir atmosferin başladığını görürsünüz. O küçük iniş, sizi subSPACE’e götürür. Adını bulunduğu yerden ve böylesine mütevazı bir yer değiştirmenin yaratabileceği perspektif farkından alan bir sanat mekanı burası.

Hayata bir adım geriden başlamaya yabancı değiliz. Uzun ve karmaşık tarihsel, politik ve toplumsal süreçler bu konumu neredeyse alışıldık hale getirdi. Hayal ettiğimiz mekanın da bir basamak aşağıdan başlamasında bir ironi var aslında. Sanki mimari, tarihin zaten aşina kıldığı bir durumu sessizce kabul ediyormuş gibi. Oysa o tek basamak bir eksiklik olmadığı gibi aksine bakışımızı keskinleştiren bir eşik oldu. Burada sanatsal üretimi bir kaideye yerleştirmek yerine ona yakından temas ediyoruz. Süreç, tereddüt, deney veya hareket halindeki düşünce olarak… Yükseklikten kaybettiğimizi kapsamda genişletmeye çalışıyoruz.

Bu nedenle subSPACE, yalnızca bir sergi mekanı olarak değil, süreklilik taşıyan bir sanatsal düşünme alanı olarak tasarlandı. Zamana yayılan bir düşünce pratiği olmasının yanı sıra sanatçıların, küratörlerin, proje yöneticilerinin ve araştırmacıların fikirlerle birlikte çalıştığı bir alan olarak kurgulandı. subSPACE’in bakış açısı için önemli olan gösteriden çok süreç, vitrinden çok diyalog, hızlı sonuçlardan çok düşüncenin açılımı. 

Güncel sanatta “yerel” ya da tamamen “küresel” ayrımı yapmanın zorlaştığı, dünyanın hangi dezavantajlı bölgesinden olursa olsun, sanatçıların “yerel” ve “kişisel” öykülerle, küresel meseleleri de tartışmaya açtığı, kendi kimliğini korumaya çalışırken melezleşmeye de direnç göster(e)mediği bu yeni alt üst oluş zamanlarında subSPACE; yeraltını, (eğer kaldıysa) güncel sanattaki ara bölgeleri, yeni iktidar alanları yaratmayarak, alternatif düşünceyi ve henüz görünür olmamış “sesleri” temsil etmeyi ilke edinir. Bu yaklaşım, üretimin kamusal bir diyaloğa dönüştüğü fiziksel ve zihinsel alanı ifade eder. Bu bağlamda subSPACE bireysel deneyimlerden başlayıp kolektif Kürt hafızasına, yerelden küresele uzanan çok katmanlı bir güncel sanat platformu olarak konumlanır. Kürtler için tarihsel açıdan büyük önem taşıyan Diyarbekir’de yer aldığının bilinciyle şehirle birlikte düşünmeyi amaçlar. Diyarbekir’i tek başına değil, diğer Kürdistan şehirleri ile kurduğu ilişki içinde ele alır ve bu üretim sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak görür. 

Aynı zamanda tematik yakınlık kurabildiği uluslararası mecraları da işbirliği ufkunun parçası sayar. Hafıza, toplumsal cinsiyet, Kürt tarihi, dili ve kültürü, devletsiz toplumlar, coğrafya ve yaşam alanları üzerine çalışan üretimlere öncelik verir. Bu alanları birbirine bağlayan kesişimlere de dikkat kesilir.

subSPACE’in ilk sergisi Bîra Rû (Yüzün Hafızası) ise 22 Mayıs – 17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Sakar Sleman’ın Süleymaniye’de başlayıp Diyarbekir’de yeni katmanlarla genişleyen üretim pratiğini bir araya getiriyor. Yüzleri sabit kimlikler olarak değil hafızanın hareket halinde bıraktığı izler olarak ele alan sergi; subSPACE’in süreç, karşılaşma ve birlikte düşünme üzerine kurduğu yaklaşımın ilk adımı oldu.